|
Cuma, 04 Haziran 2010 |
|
İlkbahar mevsiminin son ayı "intikam"dan yaz mevsiminin ilk ayı olan "transfer" e girdik. Mevsimin tipik özelliği yalan haberlerdir. En çok yalan haberler bu mevsimde görülür. Mayıs ayında taraftarların en sık kullandığı kelimeydi "intikam". Umarız ki artık herkes intikam alınmıştır deyip bu mevzuyu önümüzdeki sezonlara taşımazlar. Zira uzun zamandır rakiplerimize üstünlük kuramamızın yegane sebebiydi şu intikam maçları. 5 mayıs'ta kupa maçından önce Haydi İntikam niralarıyla kupayı kaldırdık. Ligin son maçına da haydi İntikam nidalarıyla Fenerbahçe'ye tarihinin en büyük üzüntüsünü yaşattık. Kardeşim ne intikammış bu da ömrümüzü yediniz dese adamlar yeri. Ha bir de gerçekler var. Biz o maçın intikamını asla aslamayız. Onları üzeriz, ya da biz çok seviniriz, ama o acıyı içimizden atamayız. Çünkü bizim sevincimiz de, üzüntülerimiz de diğerlerinden farklı. Hiç bir Fenerbahçeli, ne takımını bizim sevdiğimiz kadar sevebilir, ne onun için bizim üzüldüğümüz kadar üzülebilir. O yüzden bizim yaşadığımız üzüntünün yanına bile yaklaşamazlar. Kaldı ki Trabzonspor o maçtan sonra hayatının bağrında gençlerini toprağa vermiştir. Dünya üzerinde böylesine sevilen ikinci bir takım yokken; ne yaşadığımız sevinci yaşayabilecek olan vardır, ne yaşadığımız üzüntüyü yaşayabilecek olan. Canlarını hiç bir zaman o kadar acıtamayacağız, bunu kabul edin ya da etmeyin, ama artık intikam nidalarıyla takımımız üzerinde yaratılan baskıya bir son verin.. Transfer mevsiminde ise ölü sezon olmasına rağmen en az derbi maçlarıyla dolu bir ay kadar heyecanlı. Hatta gazeteler ve televizyonlar maçların oynandığı döneminkinden bile daha çok takip ediliyor. Her gün yeni isimler gündeme geliyor. Bir çokları yalan olduğunu bile bile heyecanlanıyor. Bu da futbolun güzelliği heralde. Son yıllarda transferde bir çok hata yaptı Trabzonspor. Bu hatalarda art niyet aramak ve özellikle araba devrildikten sonra yol göstermek çok bilmişlerin işi. Transfer bir mayadır, tutar, tutmaz, denemeden göremezsiniz, başlı başına bir risktir. Önce al ,al , al sonra niye aldın, bu mu aldığın adam .. Bu işi üstlenen insanların iyi niyetinden şüpheniz varsa konuşun, herkes bilsin. Yoksa susun, bırakın en iyisini yapmaya çalışsınlar. Onlar da yapılan hatalardan şüphesiz dersler çıkarıyorlardır. Tecrübe, başarısızlıkların birikimidir ve her başarısızlık , doğruya nasıl gidilmeyeceğini gösteren yeni bir yoldur. Hata yapanlara asla kızmıyorum, ama yapılacak onca hata varken, aynı hata yapılmasın. Trabzonspor'un son yıllarda tekrarladığı hatalar var. Yöneticiler bu konuda biraz daha tecrübe kazandılar. Taraftarlara düşen de kendi hatalarına bakmak. Baskı , her ortamda başarısılığı getirir. Baskıyla başarılı olan görülmemiş. Hangi alanda olursa olsun.. Herkesi memnun etmek imkansız. Biri pahalı yıldızlar ister, biri ucuz gelecek vaat eden yıldız adayları. Her kafadan bir ses çıkar, koyun kur ile gezerdi, fikir başka başk'olmasa.. Herkesi memnun edemeyeceklerine göre, doğru bildiklerini yapacaklar, yapmalılar. Olumlu, yapıcı eleştiriler ve teklifler tabiki olmalı. , Ama nerde kaldı transferler, şunu istedin başkası aldı, bilmem kim transferi bitirdi, aldığınız adamları da gördük vs , yapıcı olduğuna inanmadığım söylemler.. Transfer ayını sabır ayı yapabilirsek belki biz de üzerimize düşeni yapmış oluruz; tecrübelerimize dayanarak!.. |
|
|
Cumartesi, 19 Aralık 2009 |
Ersun Hocam kızmayacaksın, darılmayacaksın, gücenmeyeceksin..
Futbolun sadece futbol olmadığı yerdesin.. Burada insanlar, takımı başka tutarlar, öyle bir yerdesin. Fenerbahçe’yi tutmak gibi, Galatasaray’ı tutmak gibi ya da ne bileyim kaşığın sapını tutmak gibi değil işte burada takım tutmak. Güneşin İstanbul’dan önce doğduğu yerdesin
|
|
|
Cumartesi, 19 Aralık 2009 |
|
İnternet arama motorlarında “cehennem” diye aratınca “Avni Aker” i bulabilecek kadar kalıplaşmış bir söz öbeği: Avni Aker Cehennemi. Fatih Terim’den Samet Aybaba’ya, Ziya Şengül’den Ziya Doğan’a, Rıdvan Dilmen’e bir çok kişi itiraf etmiştir Avni Aker’e çıktıklarında ayaklarının titrediğini. Maçtan önce Trabzonsporlulara, ne olur 3 taneden fazla atmayın diye rica ettiklerini itiraf eden de oldu; 3 taneden az yeyince kazanmış gibi kutlamalar yaptıklarını söyleyenler de. Ziya Kaptan’ın “Trabzonspor’un maçlarını izlemekten zevk almazdım, hep tek kale oynarlardı” yorumu hala kulaklarımda çınlıyor.
|
|
|
Cumartesi, 19 Aralık 2009 |
|
İki büyük yaratmak istiyorlar; BJK’yi saf dışı bırakmaya çalışıyorlar söylemleri çok uzak değil. Şampiyonlukta payı var mıdır onu bilemem; ama lig 6.’sı iken Beşiktaş’ın önündeki takımları geçip şampiyonluk yarışına ortak olma şansının kalmadığı söylemleri yankılanıyordu medyada, ben de farklı düşünmüyordum. Hatta Beşiktaşlılar bile umudunu tüketmişti esasında. Ama BJK sezonu çifte kupayla kapatmasını bildi. Bütün Beşiktaşlıları tebrik ediyorum. Haklı bir sevinç içerisindeler.
|
|
|
Pazar, 06 Aralık 2009 |
|
Futbolun sadece futbol olmadığı yerdesin.. Burada insanlar, takımı başka tutarlar, öyle bir yerdesin. Fenerbahçe’yi tutmak gibi, Galatasaray’ı tutmak gibi ya da ne bileyim kaşığın sapını tutmak gibi değil işte burada takım tutmak. Güneşin İstanbul’dan önce doğduğu yerdesin
|
|
|
Pazar, 18 Ekim 2009 |
|
Galatasaray 2 defa 2 farklı üstünlük yakalamasına karşın son dakikalarda vakit geçirmek için topu köşe gönderinde saklamak zorunda kaldı. Galatasaray’a bunu yaptıran teknik direktörsüz Trabzonspor’u tebrik ediyorum.
|
|
|