|
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı durumlar vardır. Anlatırsınız anlatırsınız da demek istediğinizi hala diyememişsinizdir. Sedat Tunalı'yı ben size anlatamam. Dünyanın en güzel sözcüklerini yan yana getirip; uzun cümleler kurmak lazım. Trabzonspor'u damarlarındaki kanda, her bir hücresinde yaşayan ve bizi bizden iyi anlayan ve anlatan, Trabzonspor'un her hakkını savunanan; ulusal medyadaki nadir sözcülerimizden. Son zamanlarda www.internetspor.com ve TAKA gazetesinde Trabzon ve Trabzonspor yazıyor. Hala bu keyifli yazılarla tanışmayanlar varsa; eski yazılarını tekrar tekrar okusun. Zira Sedat TUNALI artık yazmayacağım diyor..
Gerekçesi ise çok bilindik. Haklı olmaya haklı davasında. Söze gelince mangalda kül bırakmayan bir Trabzon.. Her yerde haksızlığa direnen, olmadığı yerde ben neden yokum demesini bilen bir Trabzon. Akan suları durduran, yeri gelince suları tersine akıtan bir Trabzon. Çok sevilen ama hazmedilemeyen bir Trabzon.
Trabzon ve Trabzonspor söz konusu olduğunda hep tek yüreğizdir. Bir tanemize yapılan bir haksızlıkta, dev bir yumruk oluveririz. Çekinirler de bizden hani. Trabzonlu olmanın da haklı bir gruru vardır tabi. Trabzonlu Trabzonluya sahip çıkar hep. Hop orda durun bakalım.. Kim kime sahip çıkıyor? Trabzonlunun ayağını kaydıran hep Trabzonludur. Zaten başkası da ona cesaret edemez.. Yıllardır hep üzerimize oyunlar oynandığından dem vururuz. Trabzon ve Trabzonspor'un ulusal medyada sahipsiz kaldığından, ezilmeye çalışıldığından yakınırız. Ama diğer taraftan da ulusal medyanın zirvesindeki Trabzonlulara, Trabzon sevdalılarına sırt çeviriz. Volkan Konak' a bir Allah'ın kulu laf söyleyemez, söylettirmeyiz ama biz, bizzat kendimiz, ağzımıza geleni söyleriz. Volkan Konak'ın nasıl bir Trabzon ve Trabzonspor sevdalısı olduğunu herkes bilir, ama ona hakarete varan sözleri söyleyen de, iftiralar atan da, halkın önüne atan da yine Trabzonlulardır. Ne mutlu Volkan' a ki hala Trabzonspor şarkıları söyleyebiliyor.. Trabzonspor'a ve Trabzon'a küsme hakkı olmadığını düşünüyor.
Trabzon'un altın çocuğu Nihat GENÇ ise, herkesçe takdir ediliyor, öve öve bitirilemiyor, yurdun dört bir tarafından davetler alıyor, bir yer hariç, bilin bakalım neresi? Evet bildiniz, öyle de vefasızızdır. Örnekler çoğaltılabilir. Zira Trabzon bir maden yatağı, çok önemli insanlar çıkarmış. Bor kadar önemli bir maden, ama kıymeti bilinmiyor ülkemizde, başkaları pekala biliyor dersek herhalde cuk diye oturur..
Gelelim Sedat TUNALI'ya. Ben ilk defa bir yazarın müptelası oldum, keza okuma alışkanlığım pek yoktur. Ancak Sayın Tunalı'nın yeni yazılarını bekler oldum. Aynı yazı 3 gün kalsa, "niye yazmadı yeni yazı ya hala " diye söylenir oldum.. Okurken bir bakarsınız sizi Avni Aker'den almış da Uzun sokaktaki simitçinin önüne getirmiş. Belki dünyanın öbür ucundasınızdır ancak meydan dolmuşlarının bitmek tükenmek korna seslerini duyuyorsunuzdur..
Trabzonspor'u teknik taktik değerlendirebilen, görüşlerini açık yüreklilikle, kimseden çekinmeden söyleyebilen, kafasında en ufak bir hesabı olmayan, bunun için hür ve hesapsız olan, Trabzon için çok önemli bir değerdir Sedat TUNALI. Varlığı ne kadar önemliyse, yokluğu da denli büyük bir kayıp olacaktır. Son yazısında, artık yorgun düştüğünü ve yazmayacağını söylüyor. Muhtemelen de öyle yapacaktır, keza dediğinin arkasında olmayanlardan pek haz etmez. Ama biz bunu bir kırgınlık, kızgınlık anında söylenmiş bir söz olarak algılıyoruz.
Olumlu olumsuz eleştiriler her zaman vardır. Dengeli dengesiz eleştiriler de. Dünyanın en ahlaklı adamı bile yolsuzluklarla suçlanmıştır zamanında. Yani abi, sen dopdoğru olsan da çamur atan çok olur. Ama güneş balçıkla sıvanmaz.. Bunları kafana takmayacaksın. Doğru bildiğini söylemeye devam edeceksin. Senin hiç bir zaman kimseye şirin gözükmek gibi bir isteğin olmadığını ben biliyorum, ama seni bilmeyenlerde de bu fikirin oluşmasına fırsat verme. Kale alınmayacak birçok insan olduğunu sen öğrettin bize. Birilerini adam yerine koymanın onlara yapılacak en büyük iyilik olduğunu da. Sen bize pek çok şey öğrettin. Senin trabzonlu olmanla, Trabzonsporlu olmanla, bizler gurur duyduk. Çünkü sen taraflı tarafsız herkesin beğenisini ve takdirini kazanan tek yazarsın. Ama iğnelerinle gocunan, kıskanan, çatlayan, çekemeyenlerin oyununa geldin. Onlar sana belden aşşağıya vurdular. Trabzonspor'u yüceltmenden gocunanlar sana mantıklı eleştiri getiremezlerdi. Neden Trabzonspor en büyük olsun ki sorusuna senin verecek mantıklı cevabın her zaman var, hatta onları bile ikna edecek türden. Dolayısıyla onlar sana neden siyaset yapıyorsun diyecektir. Ya da başka pek çok şey. Durum vahim boyutlara da ulaşabilir. Ey Trabzon'un evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Trabzon'u ve Trabzonspor'u yazmaktaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Sen beyazlar giyip çamur deryasına gelmişsin. Çamur içinde yüzenlere kimse kirlisin demez. ama senin üzerinde ki toz herkesin gözüne batar be abim. Bilirsin, Trabzonsporlu olmak böyle bişeydir. Senin bunlara alışkın olman lazım. Uzun yıllardır bu kurtlar sofrasındasın..
Uzun zamandır Boztepe'ye çıkıp çay içmemiş. Uzun sokakta turlamamış, Bozkurt simitçisinden 25 kuruşa 5 simit alamamış, hıdırnebiye çıkıp Akçaabat ızgara yapamamış; yaylanın soğuk suyundan içememiş, temiz havasını soluyamamış; dahası istanbulun egzozu is yapmış ciğerlerinde, nefes alamaz, darlanır olmuş.. Trabzon hasretini çeken bilir. Adamın dengesi bozulur. Abime hak verin siz de..
Çünkü Sedat TUNALI'nın mantalitesinde şu yatar, Trabzonlunun ve Trabzonsporlunun memleketine ve takımına küsmeye hakkı yoktur. Her ne olursa olsun. Yetişen gençliğin senden öğreneceği çok şey var.. Hadi kendine 2 gün izin ver; biletini al gel..Seni boztepeye çıkarayım, bir semaver çay içelim , sıcak sıcak simitle. Trabzon'a şöyle bir bak yukardan; sonra bırakabiliyosan bırak bu şehri de görelim..
Seni çok seviyoruz.. Doğru bildiğini söylemektan vazgeçmeyeceğine inancım sonsuz..
Kayıhan GEDİKLİ |